ATTİLA
Bu yazımda sizlere benimde
kişisel olarak hayran olduğum nam-ı bütün Dünya ya yayılan ve ölümsüz bir lider
olan Attila yı anlatmaya çalışacağım.
Attila Avrupa Hun Devletinin
efsanevi lideri, binlerce sene geçmesine rağmen ölümsüz olmayı başarabilen
büyük bir komutandır. Türkleri Avrupa sahnesine ilk çıkaran kişidir. Bugün
Türkler ve Macarlar onu paylaşamaz bunda da haklılık payları var çünkü Attila
bütün milletlerin sahiplenmek isteyeceği bir liderdi.
Attila 395-453 seneleri arasında
yaşamıştır. Macaristan'da İtil kıyılarında doğmuştur. Adının manası, “İtil’de
doğan” demektir. Babası Avrupa Hun Devleti kurucularından Muncuk
Handır. Babasının ölümünden sonra bozkırlarda tek başına yaşarken amcası Rua
tarafından bulunmuş ve koruma altına alınmıştır. Amcasının yanında yetişen
Attila daha sonra kardeşi Bleda ile ülkenin başına geçti. Kardeşinin ölümü ile
devletin tek sahibi oldu. Attila büyük
ve kurnaz bir savaşçıydı dünyada iz bırakan bir liderin doğuşunun ilk
günleriydi. Attila dünyanın tek hakimi olmak istiyordu bunu başarabileceğine
inanıyordu, kendine ilk hedef olarak Galya şehirlerini seçti ve Kuzey İtalya yı
silindir gibi ezip geçti, artık Avrupa bu büyük Türk le tanışmıştı yavaş yavaş
tarih sahnesindeki yerini almaya başlayan Attila Avrupa yı titretmeye
başlamıştı. Attila kendine hedef olarak Doğu Roma yı seçmişti daha sonra Doğu
Roma İmparatoru Attila dan aman diledi ve Attila ülkeyi yıllık vergiye bağladı.
Bir süre sonra vergisini ödemekten vazgeçen İmparatora bunun cevabını çok sert
veren Attila balkanlardan Mora ya indi. Attila İstanbul a kadar olan bölgeyi
ele geçirdi ve Doğu Roma kapılarına dayandı, yıllık vergisini iki katına
çıkaran Bizans böylece İstanbul u kurtardı. Burada bir dip not olarak söylemem
gerekirse eğer Attila İstanbul u alma fikrini iyice kafasına yerleştirip
vergiyi reddetseydi İstanbul asırlar önce Türklerin olabilirdi, çünkü Attila bunu
başarabilecek bir askeri deha idi. Daha sonra İmparator bir suikastçı
göndererek Attila yı öldürmeye çalıştı bunda başarısız olan İmparator suikastçinin
kellesini Attila ya göndererek kendisini temize çıkarmaya çalıştı, bu arada
İmparatorun bir manastıra hapis ettiği kız kardeşi Attila ya bir nişan yüzüğü
göndererek yardım diledi ve evlenmek istedi, bunun üzerine İmparatora çok sert
bir mektup yazan Attila nişanlısının serbest bırakılıp Batı Roma
İmparatorluğunun yarısının çeyiz olarak verilmesini istedi bu Bizans ta büyük
bir endişe ve korkuya sebep oldu Attilanın burdaki amacı aslında Doğu ve Batı
Romanın birleşmesini önlemekti çünkü iki cephede birden savaşmak istemiyordu.
Attila ani bir kararla Batı Roma ya Yürüdü ve devleti kısa sürede yerle bir
etti. Roma'ya girmesinin gün meselesi halini
aldığı bir sırada Papa III. Leon, bizzat Attilâ'nın karargâhına giderek Roma'yı
çiğnememesi için ricada bulundu. Hattâ bunun için kendisine yalvardı. Papanın
bu yalvarışı karşısında istilâyı durdurmayı kabul eden Attilâ, Romalıları çok
ağır bir vergiye bağladı. Sekiz yıl içinde bütün Avrupa'da eşi görülmemiş
ölçüde büyük bir istilâda bulunan Attilâ, korku ve dehşet ifade eden tek isim olmuştu. İşte bu
yüzdendir ki Avrupa da Tanrının Kırbacı olarak anılacaktı bu isim onun Avrupa
ya saldığı korkunun da büyük bir göstergesidir. Aslında Attila çok adil ve
medeni bir Hükümdar idi ama Avrupa nın ondan çokça korkması ve bu psikolojinin
aslında günümüzde bile geçmemesi nedeniyle barbar olarak anılmıştır, ama
baktığımızda dünyadaki ilk posta teşkilatını kuran ve milletine gayet medeni
bir yaşam sunan bir Hükümdardı.
Attilâ'nın ilk eşi ve baş kadını Arıkan idi. Ölümünden sonra yerine
geçen oğlu İlek'in annesidir. Attila tarihe baktığımızda kadınlara olan
zaafıyla da bilinir bu yüzden birkaç kadın daha almıştır. Avrupa Hun
İmparatorluğu'nun başkenti olan Etzelburg'da (Bugün Macaristan sınırları içinde
bulunan Attila şehri) İlkido adında genç bir kızla evlendi. Elli sekiz yaşında
olmasına rağmen son derece dinç ve kuvvetli idi. Zifaf gecesinin sabahında,
bütün Avrupa'yı tir tir titreten cihangir, yatağında ölü bulundu. Ağzından, burnundan
boşanan kanlarla, bütün yatak kıpkırmızı olmuştu. Ölümünün şiddetli bir burun
kanamasından mı, bir hastalıktan mı, yoksa bir suikast sonucu mu meydana
geldiği kesinlikle anlaşılamadı.
Benim bu konudaki düşüncem
kesinlikle zehirlendiği yönündedir, çünkü evlendiği kız Attila nın topraklarına
kattığı bir şehirden aldığı köle idi, ve Attila nın bu zaafı aslında onun
sonunu hazırlamıştı. Cenazesi, ölümünün ertesi günü yapılan çok büyük bir
törenle kaldırıldı. Cesedi altın bir tabuta konulmuştu. Bu tabut, önce gümüş,
sonra da demir bir mahfazanın içine yerleştirilmiş ve böylece toprağa
verilmişti. Attilâ, ölümünden sonra, kimse tarafından rahatsız edilmeden ebedî
uykusunu uyumak isterdi. Bunu, böyle vasiyet etmişti. Bu nedenle mezarını kazıp
kendisini toprağa verenler okla vurulmak suretiyle hemen oracıkta öldürüldü.
Sonra mezarının yanından geçmekte olan bir çayın mecrası değiştirildi. Sular
başka tarafa, muhtemel olarak mezarın üzerinden verilen yeni mecrasına
akıtıldı. Böylelikle büyük cihangirin son arzusu yerine getirilmiş oldu.
Ne yazık ki, bugün mezarının yeri dahi bilinmez...
Kaynak olarak biyografi net sitesinden yararlanılmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder