29 Kasım 2016 Salı

                                PARGALI İBRAHİM NEDEN İDAM EDİLDİ



Osmanlının bu kudretli vezirinin damatlıktan, ölüme doğru giden yolunu kısaca özetleyecek olursak en çok da  iktidar hırsından söz etmeliyiz, bunun yanında Şehzade Mustafa yı taht için desteklemesi ve bazı elçilerle yapmış olduğu görüşmeler onu kaçınılmaz sona doğru götürmüştür.

     

     Makbul İbrahim Paşa'nın ölümüyle ilgili pek çok neden öne sürülmektedir. Avusturya'yla 1533 yılında yapılan barış görüşmeleri sırasında elçilere devletin kudretinden bahsettikten sonra kendi gücünü şöyle vurgulamıştır: Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir. Bu sözlerle İbrahim Paşa'nın iktidar hırsının hangi boyutlara ulaştığı anlaşılmaktadır. Paşa özellikle Irakeyn Seferi sırasında padişahtan kendisini soğutmaya başlamıştır. Defterdar İskender Çelebi'yi idam ettirmesinin padişahı ondan soğutan nedenlerden birisi olduğu düşünülür. Ayrıca İbrahim Paşa ile ilgili kendisine hediye olarak gönderilen Kur'anları kabul etmediği, Hristiyanlık inancını taşıdığı, eşiyle ilgilenmediği, bazı cinayetleri sakladığı ve Doğu seferleri sırasında boş yere harcamalar yaptığı söylentileri yayılmıştı.




    Pek çok tarihçi, yabancı elçilerin İbrahim Paşa’yla görüşmelerine ilişkin hazırladıkları raporlarından yola çıkarak onun iktidar hırsıyla pek çok kararı kendi başına buyruk verdiği savında bulunmaktadır.

Bu nedenle, 1536 yılında gücünden kaygılanan Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile öldürüldüğü iddia edilmektedir. Ayrıca Makbul İbrahim Paşa'nın Hürrem Sultan'ın oğlu olmayan Şehzade Mustafa'yı desteklemesinden dolayı ölümünde Hürrem Sultan'ın da büyük bir rol oynadığı rivayet edilir. İbrahim Paşa, Fransızlara verilecek olan kapitülasyonlarla ilgili çalışmalarını yürütürken, 14-15 Mart gecesi iftar için saraya davet edildi. İftardan sonra dört dilsiz cellat tarafından boğuldu. Daha önce Makbul olarak anılırken, ölümünden sonra Maktul olarak anıldı. İbrahim Paşa'nın ölümüyle Fransızlara verilecek olan kapitülasyon antlaşması taslak halinde kaldı ve yürürlüğe girmedi.



Aslında bilinmesi gereken en önemli konu İbrahim Paşanın devlet için çok önemli işler yaptığı ve bunların kimse tarafından yadsınmaması gerektiği. Benim görüşüm İbrahim Paşa idam edilmeseydi belki de Kanuniyle gençlik yıllarında beri hayal ettikleri Romanın fethini gerçekleştirebilirlerdi. Vatikan da Müslüman sancağı dalgalanabilirdi. Bir diğer hususta İbrahim Paşa taht için Şehzade Mustafa yı destekliyordu eğer idam edilmeseydi tahta Şehzade Mustafa çıkabilir ve devletin geleceği çok farklı bir biçimde şekillenebilirdi.

23 Kasım 2016 Çarşamba

                                    ATTİLA 


Bu yazımda sizlere benimde kişisel olarak hayran olduğum nam-ı bütün Dünya ya yayılan ve ölümsüz bir lider olan Attila yı anlatmaya çalışacağım.

Attila Avrupa Hun Devletinin efsanevi lideri, binlerce sene geçmesine rağmen ölümsüz olmayı başarabilen büyük bir komutandır. Türkleri Avrupa sahnesine ilk çıkaran kişidir. Bugün Türkler ve Macarlar onu paylaşamaz bunda da haklılık payları var çünkü Attila bütün milletlerin sahiplenmek isteyeceği bir liderdi.      

Attila 395-453 seneleri arasında yaşamıştır. Macaristan'da İtil kıyılarında doğmuştur. Adının manası, İtil’de doğan” demektir. Babası Avrupa Hun Devleti kurucularından Muncuk Handır. Babasının ölümünden sonra bozkırlarda tek başına yaşarken amcası Rua tarafından bulunmuş ve koruma altına alınmıştır. Amcasının yanında yetişen Attila daha sonra kardeşi Bleda ile ülkenin başına geçti. Kardeşinin ölümü ile devletin tek sahibi oldu. Attila büyük  ve kurnaz bir savaşçıydı dünyada iz bırakan bir liderin doğuşunun ilk günleriydi. Attila dünyanın tek hakimi olmak istiyordu bunu başarabileceğine inanıyordu, kendine ilk hedef olarak Galya şehirlerini seçti ve Kuzey İtalya yı silindir gibi ezip geçti, artık Avrupa bu büyük Türk le tanışmıştı yavaş yavaş tarih sahnesindeki yerini almaya başlayan Attila Avrupa yı titretmeye başlamıştı. Attila kendine hedef olarak Doğu Roma yı seçmişti daha sonra Doğu Roma İmparatoru Attila dan aman diledi ve Attila ülkeyi yıllık vergiye bağladı. Bir süre sonra vergisini ödemekten vazgeçen İmparatora bunun cevabını çok sert veren Attila balkanlardan Mora ya indi. Attila İstanbul a kadar olan bölgeyi ele geçirdi ve Doğu Roma kapılarına dayandı, yıllık vergisini iki katına çıkaran Bizans böylece İstanbul u kurtardı. Burada bir dip not olarak söylemem gerekirse eğer Attila İstanbul u alma fikrini iyice kafasına yerleştirip vergiyi reddetseydi İstanbul asırlar önce Türklerin olabilirdi, çünkü Attila bunu başarabilecek bir askeri deha idi. Daha sonra İmparator bir suikastçı göndererek Attila yı öldürmeye çalıştı bunda başarısız olan İmparator suikastçinin kellesini Attila ya göndererek kendisini temize çıkarmaya çalıştı, bu arada İmparatorun bir manastıra hapis ettiği kız kardeşi Attila ya bir nişan yüzüğü göndererek yardım diledi ve evlenmek istedi, bunun üzerine İmparatora çok sert bir mektup yazan Attila nişanlısının serbest bırakılıp Batı Roma İmparatorluğunun yarısının çeyiz olarak verilmesini istedi bu Bizans ta büyük bir endişe ve korkuya sebep oldu Attilanın burdaki amacı aslında Doğu ve Batı Romanın birleşmesini önlemekti çünkü iki cephede birden savaşmak istemiyordu. Attila ani bir kararla Batı Roma ya Yürüdü ve devleti kısa sürede yerle bir etti. Roma'ya girmesinin gün meselesi halini aldığı bir sırada Papa III. Leon, bizzat Attilâ'nın karargâhına giderek Roma'yı çiğnememesi için ricada bulundu. Hattâ bunun için kendisine yalvardı. Papanın bu yalvarışı karşısında istilâyı durdurmayı kabul eden Attilâ, Romalıları çok ağır bir vergiye bağladı. Sekiz yıl içinde bütün Avrupa'da eşi görülmemiş ölçüde büyük bir istilâda bulunan Attilâ, korku ve dehşet ifade eden tek isim olmuştu. İşte bu yüzdendir ki Avrupa da Tanrının Kırbacı olarak anılacaktı bu isim onun Avrupa ya saldığı korkunun da büyük bir göstergesidir. Aslında Attila çok adil ve medeni bir Hükümdar idi ama Avrupa nın ondan çokça korkması ve bu psikolojinin aslında günümüzde bile geçmemesi nedeniyle barbar olarak anılmıştır, ama baktığımızda dünyadaki ilk posta teşkilatını kuran ve milletine gayet medeni bir yaşam sunan bir Hükümdardı. Attilâ'nın ilk eşi ve baş kadını Arıkan idi. Ölümünden sonra yerine geçen oğlu İlek'in annesidir. Attila tarihe baktığımızda kadınlara olan zaafıyla da bilinir bu yüzden birkaç kadın daha almıştır. Avrupa Hun İmparatorluğu'nun başkenti olan Etzelburg'da (Bugün Macaristan sınırları içinde bulunan Attila şehri) İlkido adında genç bir kızla evlendi. Elli sekiz yaşında olmasına rağmen son derece dinç ve kuvvetli idi. Zifaf gecesinin sabahında, bütün Avrupa'yı tir tir titreten cihangir, yatağında ölü bulundu. Ağzından, burnundan boşanan kanlarla, bütün yatak kıpkırmızı olmuştu. Ölümünün şiddetli bir burun kanamasından mı, bir hastalıktan mı, yoksa bir suikast sonucu mu meydana geldiği kesinlikle anlaşılamadı. 

Benim bu konudaki düşüncem kesinlikle zehirlendiği yönündedir, çünkü evlendiği kız Attila nın topraklarına kattığı bir şehirden aldığı köle idi, ve Attila nın bu zaafı aslında onun sonunu hazırlamıştı. Cenazesi, ölümünün ertesi günü yapılan çok büyük bir törenle kaldırıldı. Cesedi altın bir tabuta konulmuştu. Bu tabut, önce gümüş, sonra da demir bir mahfazanın içine yerleştirilmiş ve böylece toprağa verilmişti. Attilâ, ölümünden sonra, kimse tarafından rahatsız edilmeden ebedî uykusunu uyumak isterdi. Bunu, böyle vasiyet etmişti. Bu nedenle mezarını kazıp kendisini toprağa verenler okla vurulmak suretiyle hemen oracıkta öldürüldü. Sonra mezarının yanından geçmekte olan bir çayın mecrası değiştirildi. Sular başka tarafa, muhtemel olarak mezarın üzerinden verilen yeni mecrasına akıtıldı. Böylelikle büyük cihangirin son arzusu yerine getirilmiş oldu.

Ne yazık ki, bugün mezarının yeri dahi bilinmez... 

         Kaynak olarak biyografi net sitesinden yararlanılmıştır.